Özdemir Asaf

11 Haziran 1923'te Ankara'da doğdu. 28 Ocak 1981'de İstanbul'da öldü. Asıl adı Halit Özdemir Arun'dur. İlk ve ortaöğreniminin bir bölümünü Galatasaray Lisesi'nde yaptı.1942 yılında Kabataş Erkek Lisesi'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi'nde, önce Hukuk Fakültesi'ne, sonra İktisat Fakültesi ve Gazetecilik Enstitüsü'ne devam ettiyse de 1947'de yüksek öğrenimini yarıda bıraktı. Bir süre sigorta prodüktörlüğü yaptı. 'Zaman' ve 'Tanin' gazetelerinde çevirmen olarak çalıştı. İlk yazısı 1939'da 'Servetifünun-Uyanış' dergisinde çıktı.1951'de Sanat Basımevi'ni kurarak matbaacılık yaşamına girdi. Kendi şiir kitaplarını bastı.1955'te Yuvarlak Masa Yayınları'nı kurdu.

Devamı...

Yeni Eklenen Yazarlar

Yeni Eklenen Kitaplar

Alıntı İstatistikleri

  • Alıntı Sayısı: 209
  • Kitap Sayısı: 100
  • Yazar Sayısı: 81
Thursday, February 25, 2010

"Sevgili bayan Milena, size Prag'tan sonra Meran'dan yazmıştım. Karşılık vermediniz. Gönderdiğim o pusulacıklara karşılık beklemem yersiz, biliyorum. Yazmadığınıza bakılırsa iyi olmalısınız. Bizler çoğunlukla iyi olduğumuz zaman susarız."

Thursday, February 25, 2010

Sevgili Dost!..

Eğer yeryüzündeki bütün elleri bir masanın üzerine koysalar, elini bulabilirdim onların içinden.

Monday, February 22, 2010

Yalnız Boğaziçi'nde değil, bütün İstanbul kıyılarında "leb-i derya"da yaşanırdı. Her İstanbul hemşerisinin, kim olursa olsun, dilinde olan şiirsel deyimin anlamı, "denizin dudaklarında" yaşanır demektir. Günlük yaşayışa da sessizce sarkmış olan bu deyim, insanla denizin sevgiyle kucaklaşmasını anlatırdı.

Monday, February 22, 2010

Sözlerine kulak vermek ve inanmak gereken önemli kişilerden birisi, içki konusundaki en parlak hükümlerden birini veren, doğa araştırmacısı ve hekim Paracelsus (1493-1541) olur. Sadece üç sözcükle anlattığı gerçek, bütün insanlara yol gösterebilen parlak bir özettir.
Diyordu ki: "Dosis facit venemum" yani, "zehiri miktar doğurur."
Gerçek de ölçüsü kaçırılan her türlü yiyecek-içecek ya da madde, mutlaka zehirleşir. Hele hele bu madde alkollü içecekler gibi malzeme ise.

Monday, February 08, 2010

"Ağlanacak halinize gülüyorsunuz. Ufak bir iğne kurtulmaya yetmez. Bir ağaç dalını ikiye kırın ve içinde beni bulursunuz. Bir taşı yerinden kaldırın, altından ben çıkarım. Aynaya bakın, beni göreceksiniz." Shay doğrudan gözlerimin içine baktı. "Birini katil yapanın ne olduğunu gerçekten bilmek istiyorsan," dedi, "kendi kendine seni katil yapan ne olurdu diye bir sor."

Monday, February 08, 2010
din

Dürüst olmak gerekirse dini dünyevi olanlar ve olmayanlar çizgisinde ikiye ayırmıştım; bir Caravaggio resminde Meryem Ana ve çocuğunu fark etmeden salt güzelliğe bakardım, İsa'nın Çilesi'ni aklıma getirmeksizin mükellef bir paskalya yemeği için en iyi kuzu yemeği tarifini araştırırdım. Din, sonun iyi olmadığını anlayan insanlara umut verirdi. İnsanların hapishaneye düştüğünde ya da ölümcül bir hastalığa yakalandıkları söylendiğinde dua etmesi de bu yüzdendi. Din ısınmak için çenenize kadar çektiğiniz battaniyeye benzer, yolun sonuna geldiğinizde yalnız ölmeyeceğinize dair bir vaattir; fakat neye inandığınız, inandığınız gerçeğinden daha önemli olmaya başladığında bir anda kendinizi soğuktan titrerken de bulabilirsiniz.

Sunday, February 07, 2010

Herhalde belirsiz bir anlamda, üstelik yanlış olarak kullanıyorum. Ya da bana öyle geliyor. Anlatılmayacak bir niteliği tarif etme çabası. Bildiğin gibi şibumi, sıradan, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır. Şöyle düşün, o kadar doğru bir söz ki, cesaretle söylenmesine gerek yok. O kadar dokunaklı bir olay ki, güzel olmasına gerek yok. O kadar gerçekçi ki, sahici olmasına gerek yok. Şibumi demek bilgiden çok anlayış demek. İfade dolu bir sessizlik demek. Kendini kanıtlama gereği duymayan bir alçakgönüllülük demek. Sanatta şibumi zarif bir basitliği ifade eder. Buna sabi denir. Felsefedeyse kendini wabi olarak gösterir. Byük bir ruhsal rahatlamadır ama pasiflik değildir. Bir insanın kişiliğindeyse...Nasıl söylemeli? Hakimiyet peşinde olmayan otorite mi? Onun gibi birşey.

Wednesday, February 03, 2010

"Cennet bir yer değildir"
"Haritada koordinatları olan bir yer demedim ki..."
"Havada olsaydı kuşlar senden daha önce giderdi, suyun altında olsa o zaman da balıklar."
"Öyleyse nerde?" diye sordum.
"Senin içinde," dedi Shay, "ve de dışında."

Thursday, January 21, 2010

Sahip olacağım her şey bir gün kaybedeceğim şeylerden sadece biri.

Tuesday, January 19, 2010

Ben ihtiyaç duyulmak istiyorum. Benim birisinin hayatında vazgeçilmez olmaya ihtiyacım var. Bütün boş vaktimi, egomu ve dikkatimi yiyip bitiricek birine ihtiyacım var. Bana bağımlı biri. Karşılıklı bağımlılık.

"alıntıdır hakkında Üyelik formu içi tıklayın Alıntı eklemek için tıklayın Üye olarak alıntılara yorum yapabilirsiniz.