Thursday, July 29, 2010

Zenginler ve berduşlar yoksulların asalaklarıdır.

Thursday, July 29, 2010

Kendi kendine günde bin kere "Şu dünyada hiçbir şeyin kıymeti yok," diye tekrarlamak; kendini ebediyen aynı noktada bulmak ve bön bön, bir topaç gibi fır dönmek...Zira her şeyin beyhudeliği fikrinde ne ilerleme vardır, ne de bir sonuca varma; bu geviş getirme içinde ne kadar uzağa gidersek gidelim, bilgimiz hiç artmaz: Şimdiki haliyle de, başlangıç noktasındaki kadar zengin ve o kadar hükümsüzgür. Devasızlık içinde bir duruş, zihnin bir cüzzamı, hayret yoluyla varılan bir ifşaattir. Bir ilhama maruz kalan ve bundan çıkıp bulanık ve konforlu durumuna hiçbir yolla dönmeden o ilhamın içine yerleşen geri zekalı biri, bir budala; kendine rağmen evrenin değersizliğini idrak etme yoluna kişinin durumu budur işte. Geceler tarafından terk edilmiş ve onu soluksuz bırakan bir aydınlıktan mustarip olduğu için, o bir türlü bitmeyen günü ne yapacağını bilemez. Işık, olmuş olan her şeyin öncesindeki gecenin dünyasının hatırasına zarar veren ışınlarını göndermeye ne zaman son verecek? Korkunç yaratılışın öncesindeki dinlendirici ve sakin kaosun, ve daha da tatlısı, zihinsel yokluk kaosunun miadı nasıl dolmuştur!

Thursday, July 29, 2010

Hakikaten yalnız varlık, insanlar tarafından terk edilmiş olan değil insanlar arasında acı çekendir.

Thursday, July 29, 2010

Halbuki gözlerin işlevi görmek değil ağlamaktır; gerçekten görmek için de gözlerimizi kapatmamız gerekir.

Sunday, July 25, 2010

Benim günlerden beklediğim kadar
günler de benden bir şeyler bekler
Fakat heyhat
Benim günlere verdiklerimi
Onlar bana
Asla veremeyecekler


Sunday, July 25, 2010

Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, hakikati keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.


*

Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi yoksa dünyevi semavi yada cismani mi diye sorma! ayrımlar ayrımları doğurur. Aşkın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.

Sunday, July 25, 2010

Demir parmaklıkların gerisinde Nazım Hikmet.Piraye dışarıda;Nazım'a ve aşkına tutsak.Tam on iki yıl beklemiş onu.Kendisi için yazılan ,özlem yüklü , aşk kokulu şiirleri hak etmek istercesine...

Sunday, July 25, 2010

Bütün aşk öyküleri birbirine benzer


*


Tanrı,güneşi her gün yeniden doğurarak,bizi mutsuz kılan her şeyi değiştirmemiz için zaman tanıyor bize.


Sunday, July 25, 2010

Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendin mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer, Tanrı dendin mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir."

Sunday, July 25, 2010

"Yalnız içinde bulunduğun anı yaşamaya çalış.
Eskiyi anımsamak,bizden daha yaşlılara özgüdür."

"alıntıdır hakkında Üyelik formu içi tıklayın Alıntı eklemek için tıklayın Üye olarak alıntılara yorum yapabilirsiniz.

Oğuz ATAY

Oğuz Atay, 12 Ekim 1934’te İnebolu’da doğdu. Babası, VI., VII Dönem Sinop, VIII. Dönem Kastamonu Milletvekilliği yapan  aynı zamanda da bir hukukçuolan Cemil Atay'dır. Babası Cemil Atay eski bir milletvekili. 5 yaşındayken ailesiyle birlikte Ankara’ya gelen Atay, Ankara Maarif Koleji’ne, ardından da İTÜ İnşaat Fakültesi’ne girdi. 1957 yılında üniversiteyi bitirdikten sonra İnşaat Bölümü'nde öğretim üyesi oldu.  İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’nde çalıştı.

Devamı...

Son Yorumlar

Alıntı İstatistikleri

  • Alıntı Sayısı: 277
  • Kitap Sayısı: 34432
  • Yazar Sayısı: 15790

Alıntı Yapılan Diğer Kitaplar

 Mezarlık Kitabı kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın. Ciddiye Alındığım Kara Parçaları kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın. Tıkanma kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın.