Sunday, February 11, 2007

Çocuklarınızı seviyorsanız, onlara onur duyacakları bir babayı veya anneyi miras bırakmayı hayal edin. Eğer milletinizi seviyorsanız, onlara sevgiyle anacakları bir evlâda sahip olmanın şerefini tattırmayı hayal edin. Sevecek kimse bulamıyorsanız, bu dünyaya yanlış gelmiş olmalısınız.

Wednesday, February 07, 2007

Ulan ibne hayat, diye söylendi kendi kendine, ama yaşamın ne suçu vardı ki? Yaşam kimseyi güle oynaya karşılamamıştı ki. Kimseye bir vaatte bulunmamıştı. Kimin kimle yaşayacağını, birliktelik sürdüreceğini, kimin kimle yatacağını ya da dost olacağını, ne kadar yaşayacağını nerde ve nasıl öleceğini vaat etmemişti ki. Ama hep başına gelenlerden sonra şunu söyleyebilirdi; yaşam dalyarak bir milletvekili değil, duygu milletinin vekiliydi. Yapılan doğruların ya da yanlışların sonucunu getiriyordu, hem de hemen, leylekleri kargo şirketlerine bin basardı.

Sunday, February 04, 2007

Eğer ölü bir insanın içinden dışarı baksaydın yine de görebilirdin, ama göz kaslarını çalıştıramadığın için odaklayamazdın. Başını veya göz kürelerini çeviremezdin. Bütün yapabileceğin, görüş alanından bir şey geçene kadar beklemek olurdu. Donup kalırdın. Devamlı beklerdin. Berbat bir sahne olurdu.

Thursday, February 01, 2007

Bir fıçı gibi olduğun, bir fıçı gibi düşündüğün, bir fıçı gibi eğittiğin için, yapaylığını sahte gülümsemenin ardına gizliyorsun.

Sunday, January 28, 2007

Niçin, şu dakikada gene onu hatırladım? Ey beyaz hayalet; senin burada ne işin var? Bu çakılların üzerinde yürüyemezsin. Bu rendelenmemiş tahta kapıya elini dokunduramazsın. Bu taştan sert kerevetin üzerinde oturamazsın. Burası, pis ve lizol kokuludur. Ocağın içinde gördüğün bu kara yığınlar, adını yalnız darbı mesellerde işittiğin "tezek" denilen bir şeyin külleridir. Sana kıyamam, benim temiz, titiz, ve sabun kokan beyaz anneciğim! Seni burada bir saniye alıkoyamam

Saturday, January 27, 2007

İçki meselesi bu, diye düşündüm kendime bir içki alırken. Eğer berbat bişeyler olmuşsa, unutmak için içersin; iyi bir şeyler olursa kutlamak için içersin ve hiçbir şey olmamışsa bir şeyler olması için içersin.

Friday, January 26, 2007

Bilgelerle kadınlar birbirine çok benzerler. Her ikisi de kalpleriyle hisseder, akıllarına danışmadan iş yapmazlar. Bu yüzden bilgeler biraz kadın gibidirler. Hem herşeyden çabuk etkilenirler, hem de neyin olacağını çok önceden kestirebilirler.

Thursday, January 25, 2007

... ve rastlantılar asla rastlantı değildi. Ne diyordu Nâzım Hikmet, "yaşamın tesadüfleri daha mantıksızdır romanların tesadüflerinden." Hazreti Lut gibi gitmek gerekiyordu "ailenin ardından," ama ölüme değil yaşama...

Thursday, January 25, 2007

Savaşçı olalım ya da olmayalım, zaman zaman hepimizin önüne bir santimetreküplük bir şans düşüverir. Sıradan insanla savaşçının farkı, savaşçının bunu biliyor olması,uyanık kalması, bekliyor olması, o bir santimetreküplük şans ortaya çıktığı anda onu yakalamasıdır.

Wednesday, January 24, 2007

Yılkıdan üç türlü at gelir: Bazı atlar, daha diğer atlara vurulan kırbacın sesini duyduklarında terk ederler huysuzluklarını; ruhlarıyla derileri arasında bir mesafe yoktur.Bazı atlar ise, kırbacın açtığı yarayla ruhları arasında gider gelirler, yara açıldıkça ruhlarıyla derileri arasındaki mesafe kapanıverir. Kan ruhlarına damlayınca teslim ederler kendilerini. Bazı atlar da var ki, her kırbaçta açılır ruhlarıyla bedenleri arasındaki mesafe. Sen onu kırbaçladıkça ele geçmez olur onun ruhu. Öylelerinden geriye, cansız bir tay bedeni kalır. Bir de seyisin hafızasında, gururu hiç öldürülemeyen bir tayın guru kıran görüntüsü... Ustalık, bu tür tayları uslandırmakta değil, ona hiç bulaşmamakta saklı. Kırbaç, zaten yola gelecekler için bir bahane...

"alıntıdır hakkında Üyelik formu içi tıklayın Alıntı eklemek için tıklayın Üye olarak alıntılara yorum yapabilirsiniz.

Oğuz ATAY

Oğuz Atay, 12 Ekim 1934’te İnebolu’da doğdu. Babası, VI., VII Dönem Sinop, VIII. Dönem Kastamonu Milletvekilliği yapan  aynı zamanda da bir hukukçuolan Cemil Atay'dır. Babası Cemil Atay eski bir milletvekili. 5 yaşındayken ailesiyle birlikte Ankara’ya gelen Atay, Ankara Maarif Koleji’ne, ardından da İTÜ İnşaat Fakültesi’ne girdi. 1957 yılında üniversiteyi bitirdikten sonra İnşaat Bölümü'nde öğretim üyesi oldu.  İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’nde çalıştı.

Devamı...

Son Yorumlar

Alıntı İstatistikleri

  • Alıntı Sayısı: 294
  • Kitap Sayısı: 34433
  • Yazar Sayısı: 15791

Alıntı Yapılan Diğer Kitaplar

 Sıradan Delilik Öyküleri kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın. Tehlikeli Masallar kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın. İsyan Günlerinde Aşk kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın. Atuan Mezarları kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın. Ekmek Arası kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın. Pinhan kitabından yapılmış alıntıları görmek için kapak resimlerine tıklayın.