Çürümenin Kitabı

E. M. CIORAN
Metis Yayınları (2008)

Bu kitaptan yapılan alıntılar:
Wednesday, September 01, 2010

döşekte uzanır kalır ve saatleri sayarım; etrafta, kendimi mahvetmeye çağıran aletler, nesneler. çivi fısıldıyor bana: kalbini del, çıkacak azıcık kan seni ürkütmemeli. bıçak laf dokunduruyor: ağzım şaşmazdır: bir saniyede vereceğin kararla sefaleti de utancı da alt edersin. Pencere, sessizliğin içinde gıcırdayarak tek başına açılıyor: yoksullarla sitenin tepelerini paylaşıyorsun; atlasana, açılmamın değerini bil: göz açıp kapayıncaya kadar, kaldırım taşının üzerinde, hayatın anlamı ve anlamsızlığıyla beraber pestilin çıkacak. Bir ip ideal boynu bulmuş gibi, yalvarıcı bir gücün tonuna bürünerek dolanıyor: seni daima bekledim; senin korkularına, yılgınlıklarına ve hıçkırıklarına şahit oldum; buruşmuş örtülerini, kudurmuşluğunla ısırdığın yastığı gördüm; tanrılara taltif ettiğin sövgüleri işittim. Merhametli olduğumdan senin için üzülüyorum ve sana hizmetimi sunuyorum. Zira şüphelerine bir cevap ve ümitsizliklerinden bir kaçış bulmaya burun büken herkes gibi, sen de kendini asmak için doğmuşsun.

Thursday, July 29, 2010

Zenginler ve berduşlar yoksulların asalaklarıdır.

Thursday, July 29, 2010

Kendi kendine günde bin kere "Şu dünyada hiçbir şeyin kıymeti yok," diye tekrarlamak; kendini ebediyen aynı noktada bulmak ve bön bön, bir topaç gibi fır dönmek...Zira her şeyin beyhudeliği fikrinde ne ilerleme vardır, ne de bir sonuca varma; bu geviş getirme içinde ne kadar uzağa gidersek gidelim, bilgimiz hiç artmaz: Şimdiki haliyle de, başlangıç noktasındaki kadar zengin ve o kadar hükümsüzdür. Devasızlık içinde bir duruş, zihnin bir cüzzamı, hayret yoluyla varılan bir ifşaattir. Bir ilhama maruz kalan ve bundan çıkıp bulanık ve konforlu durumuna hiçbir yolla dönmeden o ilhamın içine yerleşen geri zekalı biri, bir budala; kendine rağmen evrenin değersizliğini idrak etme yoluna kişinin durumu budur işte. Geceler tarafından terk edilmiş ve onu soluksuz bırakan bir aydınlıktan mustarip olduğu için, o bir türlü bitmeyen günü ne yapacağını bilemez. Işık, olmuş olan her şeyin öncesindeki gecenin dünyasının hatırasına zarar veren ışınlarını göndermeye ne zaman son verecek? Korkunç yaratılışın öncesindeki dinlendirici ve sakin kaosun, ve daha da tatlısı, zihinsel yokluk kaosunun miadı nasıl dolmuştur!

Thursday, July 29, 2010

Hakikaten yalnız varlık, insanlar tarafından terk edilmiş olan değil insanlar arasında acı çekendir.

Thursday, July 29, 2010

Halbuki gözlerin işlevi görmek değil ağlamaktır; gerçekten görmek için de gözlerimizi kapatmamız gerekir.

Tuesday, July 20, 2010

Hiçlik karşısında her kelimeyle bir zafer kazansak bile, onun zorbalığına daha da fazla maruz kalmamıza yol açar bu. Etrafımıza saçtığımız kelimeler oranında ölürüz...Konuşulanların sırrı yoktur. Ve hepimiz konuşuyoruz. Kendimize ihanet eder, kalbimizi teşhir ederiz; her birimiz dile gelmezliğin celladıyızdır; her birimiz sırları, en başta da kendi sırlarımızı yok etmek için yırtınırız.

Tuesday, July 20, 2010

Fiiliyatımızın kaynağı, kendimizi zamanın merkezi, nedeni ve sonucu zannetmeye bilinçsizce meyilli olmamızdır. Reflekslerimiz ve gururumuz, teşkil ettiğimiz et ve bilinç parçasını bir gezegene dönüştürür. Eğer dünyadaki konumumuzu daha doğru anlayabilseydik; eğer kıyaslamak yaşamaktan ayrılmaz olsaydı, mevcudiyetimizin ufaklığının açığa çıkması bizi ezerdi. Ama yaşamak, kendi boyutlarına karşı körleşmektir.

Tuesday, July 20, 2010

Değer yaratan insan, tam anlamıyla sayıklayan varlıktır;bir şeyin var olduğu inancından mustariptir, oysa nefesini tutması kafidir: Her şey durur.

Tuesday, July 20, 2010

Bütün varlıklar mutsuzdur; ama ne kadarı bunu bilir?

Yorumlar:
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmalısınız.